MÜZİK/FİLM

Caz Tarihi – Free Jazz (Karışık Kaset)

18 Mayıs 2015

Free Jazz, ciddi anlamda küçük bir kitleye hitap etmiş fakat Caz’ın sınırlarının çok dışında bir “müzik” türü. John Coltrane türe spiritüalist bir yolculukla varmışken, Free Jazz’ın “yaratıcısı” Ornette Coleman, hayatının getirdiği zorlukların sonunda bir “sanat” olarak varmıştır.

Caz Tarihi serimizin sondan 3. yazısına hoşgeldiniz. Hiç dinlememiş olanlar için garip bir yolculuk olacak 🙂

Doğaçlamayı her zaman kullanmış bir müzik türünün, üyelerinin zaman içerisinde tepkisini şarkılarda daha fazla belirtmesiyle değiştiğini gördük. Hard Bop’ın “beyazların” müziğine nasıl savaş açtığını, politik görüşlerini kendi kültürleriyle nasıl birlikte ifade ettiklerini… İşte Free Jazz bunun vardığı son noktadır. Kuralsız, armonik yapıdan olabildiğince uzak bir yapı olabildiğince korkunç olsa da, herkes için farklı şeyler ifade eden bir sanat müziğidir.

Her şey bir keşmekeş halinde değildir Free Jazz’da. Müzisyenlerin birbiriyle iletişimi ve duygusal olarak birliktelik, karmaşık bir melodi doğurur. Harmolodik olarak adlandırılan armoni sistemi  ile tür kendi sesini oluşturmuştur. Ortaya çıkan melodik yapının üzerine gelen her enstrüman, onun etrafında çok geniş bir özgürlüğe sahiptir. Bu yüzden şarkılarda bir gergin yapı vardır; sanki korku filmi izliyormuşsunuz gibi. Free Jazz’da yapılmak istenen şeylerden birisi de budur.

Ornette Coleman türün yaratıcısı ve en büyük üstadı olarak kabul edilmektedir. Çok fakir bir aileden gelen Coleman, saksafonu kendi çabaları sonucu öğrendi. Notaları belirli bir aralığın içerisine yerleştirerek çalmaya başladı. Hatta bir dönem akrilik saksafon (Grafton) kullandığı için garip bir tona sahipti.  Bambaşka enstrümanlar öğrenmiş, her zaman kendini geliştirip yarattığı müziği daha öteye taşımıştır Coleman. Kimilerince uyumsuz, başarısız olarak görülse de aslında kendinden önce gelen üstadlardan çok ama çok farklı bir iş çıkarmaya çalışıyordu. Kafamızda dansediyordu.

Dinlemesi son derece zor olan parçalar, bir de uzun süreler boyunca icra edilince seyirci için takibi imkansız ve bunaltıcı hale gelse de “Free Jazz” müzisyenler arasında çok farklı bir şekilde yayıldı ve Caz’ın geleceğine de yön verdi. Aynı anda 2 4’lüden oluşan bir ekiple çıkardığı Free Jazz: A Collective Improvisation ile inanılmaz bir ün kazandı ve bu albümle birlikte türün doğmasını sağladı ve onun isim babası oldu. Sol kanalda 1 quartet’i duyarken sağ kanalda diğer quartet’i duyduğumuz bu albüm o zaman hiç duyulmamış bir ses ortaya çıkardı.

Free Jazz bir çok yetenekli müzisyeni kendisine çekmiştir. Bazısı daha gelenekselci olarak kaldıysa da Albert Ayler (saksafon), Cecil Taylor (piyano) gibi eskiyle olan bütün bağı yok edip yeni bir şey yaratmaya çalışanlar da vardı.

Türün geleneksel tarafına daha yakın olan John Coltrane, uyuşturucu bağımlılığı ve dini inançlarından dolayı Coleman’a göre çok başka bir noktada Free Jazz’ı icra etmeye başladı. Her dine inandığını söyleyen Coltrane ikinci eşi olan Alice ile birlikte yeniden doğdu. Onunla birlikte 9 yıllık uyuşturucu sorunundan kurtulup insanları müziğiyle mutlu etmeye başladı. 40 yıllık ömründe vefat edene kadar dünya müziğinden bir çok unsur kullandığı albümleriyle bana göre Coleman’dan daha dikkat çekici bir iş başardı.

Dünya müziğini kullanması onun görüşlerinin gelişmesinde yardımcı oldu. Bir çok dini inancı araştıran Coltrane bunları şarkılarında kullandı. Om, Ascension, Ascent gibi albümleri Free Jazz’ı dinlemek isteyen insanların dikkat etmesi gereken albümlerdir.

Free Jazz, bilindik sınırların dışına çıkmayı temel almış, korkutucu ama bir o kadar da dinleyicisini saran, yetenekli müzisyenlerin bile zorlandığı, son derece dar bir kitleye hitap etmiş olsa da açık bir zihinle dinlenilmesi gereken bir müzik türü.

You Might Also Like